İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını en güçlü biçimde kınıyoruz. Bu saldırılar, yalnızcabir ülkenin egemenliğine yönelmiş askeri hamleler değildir; aynı zamanda bütünOrtadoğu’yu, hatta insanlığı, doğayı ve tüm türlerin ık ailesinin ortak geleceğini tehdit edentehlikeli bir savaş zincirinin halkasıdır.
Bu savaşın adı açıkça konulmalıdır: Bu bir kaynak savaşıdır.
Ortadoğu, on yıllardır petrol, doğalgaz, enerji koridorları ve stratejik ticari geçiş yollarıüzerinden yürütülen küresel güç rekabetinin merkezine sıkıştırılmıştır. “Güvenlik” söylemiylemeşrulaştırılan askeri müdahaleler gerçekte fosil yakıt düzeninin, silah endüstrisinin vejeopolitik tahakkümün güvenliğini sağlamaktadır. Bunun bedelini ise halklar ve doğa ödemektedir.
Savaşın Ekolojik ve İnsani Bedeli
Modern savaşlar yalnızca cephe hattında değil; toprağın altında, suyun derinliğinde, havanıniçinde sürer. Ağır silahlar, füze sistemleri, hava bombardımanları ve askeri tesislerin hedef alınması:
Petrol rafinerilerinde ve boru hatlarında büyük yangınlara ve toksik sızıntılara yol açar.Yeraltı sularını kirletir, tarım alanlarını zehirler, gıda güvenliğini tehdit eder.Kimyasal ve nükleer riskleri büyüterek kuşaklar boyu sürecek sağlık krizlerine zemin hazırlar.Atmosfere salınan yoğun karbon ve zehirli gazlarla iklim krizini hızlandırır.Yarattığı ekolojik yıkımla savaş coğrafyasında ve ötesinde yaşayan tüm canlıların yaşamhakkını canice ihlal eder.Militarizm, iklim krizinin görünmeyen ama en güçlü hızlandırıcılarından biridir. Ortadoğu,zaten su kıtlığı, çölleşme ve aşırı sıcaklık artışıyla mücadele eden kırılgan bir coğrafyadır. Bucoğrafyada yürütülecek her geniş çaplı askeri operasyon; yalnızca bugünü değil, geleceği de yakacaktır.
Savaş, göçü büyütür.
Savaş insanlığa karşı işlenen suçtur.
Savaş, yoksulluğu derinleştirir.
Savaş, otoriterliği besler.
Savaş, ekolojik yıkımı kalıcılaştırır.
Savaş militarizm, ırkçılık ve şovenizmi besler.
Militarizm, iklim krizinin görünmeyen ama en güçlü hızlandırıcılarından biridir. Savaşekonomisi; sağlık, eğitim ve adil dönüşüm için ayrılması gereken kaynakları silahlanmayaaktarır. Tanklara, füzelere ve askeri üs ağlarına ayrılan bütçeler; kuruyan nehirleri gerigetirmez, yanan ormanları onarmaz, açlığı gidermez.
Uluslararası Topluma Açık Çağrı
Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumları ve dünya devletlerini göreveçağırıyoruz.Birleşmiş Milletler, uluslararası barış ve güvenliği koruma sorumluluğunu yerine getirmelidir.Uluslararası hukuk, güçlülerin keyfi müdahalesine göre eğilip bükülemez. Çifte standart,hukuku zayıflatır; hukukun zayıflaması ise insanlığı savunmasız bırakır.
Derhal ateşkes sağlanmalıdır.Diplomatik kanallar acilen işletilmelidir.Bölgesel gerilimi artıracak her türlü askeri yığınak ve tehdit dili terk edilmelidir.Nükleer ve kimyasal riskleri büyütecek adımlara karşı uluslararası denetim mekanizmalarıdevreye sokulmalıdır.Sessizlik suça ortak olmaktır.Savaşı izlemek, savaşı onaylamaktır.Uluslararası hukuk yalnızca kâğıt üzerinde değil, pratikte de işletilmelidir. Aksi halde dünya,hukukun değil güç siyasetinin hüküm sürdüğü bir karanlığa sürüklenecektir.