CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararı, bir siyasi partinin iç işleyişine ilişkin hukuki birkarar olarak görülemez. Bu karar, Türkiye’de siyasal alanın, seçmen iradesinin, partiözerkliğinin ve demokratik rekabetin yargı eliyle yeniden dizayn edilmesinde yeni ve sonderece tehlikeli bir eşiğe işaret etmektedir.
En başta söylememiz gerekir: Bu yaşananlar normal değildir
Bir ülkede ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetimi mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılıyor, parti iradesi askıya alınıyor, siyasi rekabetin kuralları sandıkta değil yargıkoridorlarında yeniden yazılıyorsa, orada artık olağan bir hukuk sürecinden değil, rejiminotoriterleşme kapasitesinin yeni bir aşamasından söz etmek gerekir.
Bu kararın hedefi yalnızca CHP değildir. Hedef, toplumun siyaset yapma hakkıdır. Hedef,seçmenin iradesidir. Hedef, muhalefetin gerçek bir iktidar alternatifi olma imkânıdır. Hedef,halkın örgütlenerek, birleşerek, itiraz ederek, seçimle ve sokakla siyasal hayatı değiştirme gücüdür.
Bugünkü müdahale, CHP’nin kapatılmadan felç edilmesi; seçilmiş yönetiminin tasfiyeedilmesi; partinin kendi içine, davalara, meşruiyet tartışmalarına ve bitmeyen savunmapozisyonlarına hapsedilmesi anlamına gelmektedir. Ancak mesele CHP’nin iç meselesideğildir. Mesele, Türkiye’de siyasal rekabetin anlamının yeniden tanımlanmasıdır. Seçimlerinbiçimsel olarak varlığını koruduğu, ancak muhalefetin yalnızca gerçek bir tehdit oluşturmadığısürece sistem içinde kalmasına izin verilen hegemonik bir otoriterlik modelininderinleştirilmesidir. 19 Mart’la birlikte açılan siyasal müdahale hattı, bugün CHP’nin kurumsalvarlığına ve seçmen iradesine yönelen bu kararla daha açık bir rejim pratiğine dönüşmüştür.
Bu kararın siyasal sonuçları kadar toplumsal ve ekonomik sonuçları da olacaktır. Yargı eliylesiyasal alanın mühendislik nesnesi haline getirilmesi, yalnızca demokrasi kriziniderinleştirmez; ülkenin zaten kırılgan hale getirilmiş ekonomik dengelerini de sarsar. Üç yılıaşkın süredir kemer sıkma politikalarıyla emekçilere, kadınlara, gençlere, emeklilere, köylülereve yoksullara fatura çıkaran bir ekonomi, şimdi siyasal belirsizlik, sermaye çıkışı, yüksek faizve artan işsizlik riskleriyle daha da ağır bir krize sürüklenmektedir. Bedel yine halka ödetilmek istenecektir.
Bizler, ekoloji örgütleri olarak şunu biliyoruz: Demokrasi mücadelesi ile iklim adaleti mücadelesi birbirinden ayrılamaz.
Doğayı, yaşam alanlarını, ormanları, meraları, kıyıları, zeytinlikleri, su varlıklarını ve kentlerisermayeye açan siyasal düzen; aynı zamanda halkın karar alma süreçlerine katılımını dabastıran düzendir. Madenlere, fosil yakıtlara, enerji ve altyapı projelerine, rantçı kentleşmeye,korunan alanların statüsüzleştirilmesine karşı verilen mücadeleler, aynı zamanda demokrasimücadeleleridir. Çünkü ekolojik yıkım ancak halkın iradesi bastırıldığında, yerel topluluklarınsözü yok sayıldığında, mahkemeler ve kurumlar siyasal iktidarın aparatı haline getirildiğinde hız kazanır.
Bugün CHP’ye yapılan müdahale, kayyumlarla belediyelere, üniversitelere, meslek örgütlerine,derneklere, sendikalara ve toplumsal muhalefete yapılan müdahalelerden ayrı değildir. Bu rejim, yalnızca partileri değil; halkın kendi yaşamı üzerinde söz, yetki ve karar sahibi olmahakkını hedef almaktadır.
Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey, dar parti hesaplarına sıkışmayan, yalnızca seçim takvimine indirgenmeyen, ortak ve birleşik bir demokrasi mücadelesidir.
CHP’nin siyasal çizgisine, geçmişine ya da bugünkü politikalarına dair farklıdeğerlendirmelerimiz olabilir. Ancak mesele, herhangi bir partinin iç dengelerinin ötesindedir.Bugün savunulması gereken şey, seçilmiş organların yargı eliyle tasfiye edilemeyeceği; halkiradesinin mahkeme kararlarıyla askıya alınamayacağı; siyasi rekabetin iktidarın ihtiyaçlarınagöre yeniden düzenlenemeyeceği ilkesidir. Bugün savunulması gereken; DEMOKRASİDİR.
Tüm demokratik güçleri, siyasi partileri, sendikaları, meslek örgütlerini, kadın hareketini,gençlik örgütlerini, ekoloji mücadelelerini, kent hakkı savunucularını, insan hakları örgütlerinive yerel direnişleri bu otoriter müdahale karşısında ortak tutum almaya çağırıyoruz.
Sessiz kalmak, yalnızca CHP’ye yönelik bu müdahaleyi değil, yarın olabilecek tüm demokratikalan gasplarını da normalleştirmek anlamına gelir.
Bu normal değildir.
Normalleştirmeyeceğiz.
Seçmen iradesinin, parti özerkliğinin, demokratik siyasetin ve halkın yaşam hakkının gaspedilmesine karşı birleşik demokrasi mücadelesini büyüteceğiz.
İMZACILAR:
Adaların Atları Platformu
Adana Ekoloji Platformu
ADD
Akyaka Kültür Sanat Derneği
Ankara Hakların İklim Zirvesi Meclisi
Artur Çevre Platformu ARÇEP
Ayvalık Tabiat Platformu
Batı Antalya Çevre ve Kültür Platformu
Burhaniye Çevre Platformu
Burhaniye Kent Konseyi Ekoloji Çalışma Grubu
Bursa Su Kolektifi
Büyük Menderes İnisiyatifi (BMİ)
Çukurova Ekoloji Ve Hafıza Derneği
DATÇA MUÇEP-Muğla Çevre Platformu Datça Meclisi
Dayanışma Datça
DEM Parti İstanbul Ekoloji Komisyonu
DEM Parti İzmir Ekoloji Komisyonu
DEM Parti Muğla Ekoloji Komisyonu
Deniz Yıldızı Kadın Dayanışma Derneği
Doğa için Sanat Derneği
Dolundura
Ecofrogs
Ege Çevre ve Kültür Platformu ( EGEÇEP)
Eğitim Sen Sinop
Ekoloji Birliği
Ekolojik Yaşam Hareketi Derneği
Ekolojik Yurttaş Hareketi
Emeğin Partisi
Enternasyonal Dayanışma
Fethiye Kent Konseyi
Gökova Ekolojik Yaşam Derneği
Gömeç Çevre Platformu
Gülen Yüzler Beslenme Merkezi
Gümüşlük Beldesi Çevre Kültür Sanat Derneği
Gümüşlük Forum Atölye
Gümüşlük Forumu
Halkevleri Ekoloji
HDK Ekoloji Meclisi
İklim Adaleti Koalisyonu
Karakoçan Dayanışma İnisiyatifi
Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu
Kent Politikaları Derneği
KHKlı Platformları Birliği
Kıyılar Halkındır İnisiyatifi
Kuşadası Çevre Platformu
Mardin Çevre, Tarihi Eserleri Koruma ve Geliştirme Derneği
Marmaris Kadın Dayanışması
Marmaris Müzik Emekçileri Dayanışma Derneği
Mezopotamya Ekoloji Hareketi
Muğla Çevre Platformu (MUÇEP)
Samandağ Ekoloji Platformu
Silivri Çevre Derneği
Sol Parti Tekirdağ İl
Tarım Orkam-Sen Genel Merkezi
Türetim Ağı Derneği
Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi
Validebağ Savunması
Yeşil Sol Parti Ekoloji Meclisi
2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi