25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü: Kadının ve doğanın özgür olduğu zamanlar için mücadeleye!

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, gezegenin dört bir yanında kadınların şiddete, eşitsizliğe ve tahakküme karşı olan mücadelelerinin ortak günüdür. 25 Kasım, ekolojik yıkımın daha da derinleştiği, yaşam alanlarının daraldığı ve zehirlendiği, havaya, suya, toprağa ve emeğe yönelik saldırıların ve şiddetin arttığı bu dönemde, kadınların ve LGBTİ’lerin karşı karşıya kaldığı şiddete karşı birlikte mücadelenin çoğaldığı, tahakkümün tarihe gömüldüğü, türler-cinsler arası eşitsizliğin giderildiği, kadının ve doğanın özgür olduğu zamanlar için mücadele günüdür.

İçinde bulunduğumuz yıl, ‘aile yılı’ ilanlarıyla kadınların özgürlüğünün kısıtlanmak istendiği; kadına yönelik erkek şiddetinin giderek arttığı; faillerin hâlâ korunmaya devam ettiği; kadınlar için adalet mekanizmalarının işletilmediği bir yıl oldu. İşyerlerinde, fabrikalarda ve ev içi istihdamda kadın emeğinin gaspı, cinsiyetçi suistimaller, gizli ve açık mobbing, taciz, tehdit ve ayrımcılık, güvencesiz ve düşük ücretli çalışmaya zorlanma, sendikal alanda dışlama, yönetim kademelerinde kadınların önüne çıkarılan cam tavanlar ve kariyer engellemeleri gibi şiddet biçimleri, kesintisiz biçimde devam etti.

Yine bu yıl, TBMM gündemine getirilmeye hazırlanan 11. Yargı Paketi ile şiddet rejiminin kurumsallaştırılmak istendiği bir sürece tanıklık ettik. Bu paket, yalnızca LGBTİ’lere ve kadınlara yönelik değil; LGBTİ’ler ve kadınlar başta olmak üzere tüm toplumsal kesimlerin varoluşunu cezalandırmayı hedefleyen düzenlemeler içermektedir. Yasaların etkin uygulanmaması, infaz rejimindeki yapısal sorunlar ve cezasızlık politikalarıyla şekillenen mevcut hukuk düzeni içinde, onarıcı adalet mekanizmaları yerine cezaların artırılmasıyla suçun önlenebileceği yanılgısına dayanan bu paket, özellikle çocuklara ilişkin cezaların değiştirilmesi yönündeki maddeler bakımından kabul edilemezdir.

Bunlara ek olarak, aynı pakette yangın çıkaran bireylere yönelik cezalar artırılırken, yangınların başlıca sorumluları olan elektrik dağıtım şirketlerinin, ormanları bölen ve insan etkileşimini arttırarak yangın riskini yükselten maden ve enerji projelerinin sorumluluklarının görünmez kılınmasına çalışılmakta; böylelikle yangınların tüm yükü yalnızca bireylerin üzerine yıkılmak istenmektedir.

Özetle; 11. Yargı Paketi başta olmak üzere özgürlüklerimizi sınırlamaya yönelik tüm hukuksal düzenlemelerin geri çekilmesini ve tamamen meclis gündeminden çıkarılmasını talep ediyoruz. Yasal düzenlemeler yoluyla toplumu baskı altına almak, toplumsal kesimleri yok saymak ve en temel insan haklarımızı gasp etmek isteyenlere sesleniyoruz: Varlıklarımıza, farklılıklarımıza ve yaşamlarımıza dokunulmasına asla izin vermeyeceğiz!

İklim adaleti, patriyarkal, kapitalist ve devlet merkezli şiddet düzenine karşı tüm toplumsal kesimlerin ortak mücadelesinin adıdır. Bu nedenle; sokaklarda kadın katliamlarına karşı yaşamı savunan kadın özgürlük hareketlerinin sesine iklim adaleti mücadelemizin de sesini ekliyoruz: Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!